25 Kas 2007

Kis

Burada mevsimlerim sasti benim. Bir de zaten her sene bambaska mevsim kombinasyonlariyla karsilasiyorum. Oysa ben alismisim Ankara'dan, arada cozutsa da 4 mevsim olmasina 3er aydan. Baharda yeserenler ve acan ciceklerle, arada yagan yagmur ve ardindan gelen guzel kokularla ve isinan gunesli gunlerle mutlu olmaya alismistim ben. Bahar, hele ilkbahar en sevdigim mevsimdi benim. Simdi burada kisla baharimsi bir yaz arasina sIkIsIp kalmis, cok gec gelen ve yaz yerine gelen bir sey bahar. Sonra yazin uzun sicak gunlerini ozledim. Her daim deniz kenarinda olmasa bile uzun gunler, askili t-shirtler giymeyi, ve uc ay sonra hadi artik sonbahar gelsin, havalar serinlesin biraz, hirka giyelim demeyi ozledim.

Burada hepsi sasti. Gecen yilin o sopsoguk ve upuzun, yilin neredeyse yarisini kaplayan (evet Nisan ortasina dek her yer kardi) kisindan sonra bu gectigimiz kis da hic kis gibi gecmedi burada. Butun kis bir ya da iki kere kar yagdi, kis gelsin diye beklerken bir baktik bahar aylari gelmis bile. Sonra da biz guney yarimkuredeki sonbahar kisa tesrif ettik. Bu yaz da diger yarimkurenin kisiyla gecti Turkiye'de o cok sicaklarin ardindan gelen serin havalarda gecirdigimiz "yaz tatili"ni saymazsak. Simdi yine yeniden hosgeldin kis.
Ucer aydan dort mevsim oldu mu seviyorum ben butun mevsimleri; hepsini ayri ayri. Ilkbahar dirilis mevsimi oluyor hep, yaz uzun guzel gunlerle kurulan ve yasanan hayaller, biraz rahvetle, sonbahar her daim gitme istegi, kis da karli aydinlik, evdeki sicaklikla disarida bere eldivenli yasamin guzel birlikteligi. Ama yine kis benim icin son sirada sanirim, kisacik gunleri, az aydinligiyla.

Oysa burada kis tam bir depresyon ayi. Cokca gri, biraz gec uyansaniz hemen bitiveriyormus hissi uyandiran gunler, soguk, soguk. Iste bu yuzden bu fotograflar; olu duran dunyami biraz renklendirmek, canlandirmak icin. Okumaya yeni basladigim kitap. Uzatilmis gereksiz cumlelerin sayisi fazla geldi bana; ama sanirim guzel seyler de var icinde; sabredip okuyacagim. Sonradan ek: Gereksiz cumleler sadece giris bolumunde varmis, hani ozet vermek baglaminda. Kitabin gerisi cok guzel. Henuz yarisina bile gelmedim ama kesinlikle tavsiye ederim.
Simdi bir film daha izlemeli, ya da kitaba donmeli yarinin Pazartesi oldugunu unutarak;)

4 yorum:

kukimnstr dedi ki...

o cakillarin aynisi bi ara msn resmimdi benim. bi de cok benzeri buradaki duvarimizda asili. bi de ilik bir kis bodrum'unu hatirladim, biliyorum bir kolinin icinde veya bir valizin kosesinde -annem tesadufen bulup da 'bu ne bee?' diye atmadiysa bir miktar komik cakil tasi duruyo olmali bir torba icinde. utanmadan tasinmis bi de tahminen kamil koc ile.
ulen davsaan....

tavsan dedi ki...

evek. ulen sana asil; koca kayalari toplasak mi diye aklimizdan gecirdigimizi hatirlarim ben:) benimkiler de bir yerde duruyor olmali sanirsam. bu biriktirdiklerimizi ne zaman kullanicaz, ne zaman hayatimizin kenarinda degil de ortasinda yer alacaklar acaba (hemen buyuk buyuk laflar ederim, killik yaparim, karamsar bir huzunle biri bana iyi seyler soylesin umudu tasirim. yok yahu artik biraz daha akillandim sanirim).

kukimnstr dedi ki...

i-ih, yok bence akillanmadin :)
onlar hep oyle kenarda durucaklar, defterin kenarindaki kenar susu olarak. "bi zamanlar ah ne deliydik yarebbim, of ooof cilgindik ayol biz! hahayt!" diye kendimizi avutmamiza ve siradan hayatimizi daha renkliymis gibi gorebilmemizi sagliycaklar, bi de esas "ani-tutuculugu" islevlerini yerine getirecekler. nesnelerde toplasmis hayat parcaciklari, insanlarda toplasmis yasam donemcikleri gibi. tutucak orada senin bir parcani. en azindan bir zamanlarki self'inin bir parcasini. daha "buyuk" hissedeceksin (genis yani, oldugundan fazla).

o cakillari hayatinin ortasina koyunca, misal benim kurtlanan kestanelerim ve kozalaklarim dururdu ilk evimdeki komodinimin uzerinde, bi sure sonra oeehhh yeter ulennn deyip hepsi copu boyluyor. yapraklar bile inanmazsiiin. kenarda durmalari daha iyi, ihtiyacin oldugunda cikarip bakip, ihtiyacin olmadiginda "toz yuvasi" gibi anne konseptlerinden nasiplerini almasinlar diye yani.
;)

tavsan dedi ki...

Bu "daha genis, oldugundan fazla" gorevini daha once fark etmedigimi anladim okuyunca. Cunku sen anilari hatirlamak veya ani-tutuculugu gibi seylerden soz ettikce bana cok uzak geliyordu, demistim ya gecmis yasamimla aramda bir tul var, orasi sisli, puslu ve uzak. Hatirlamak gibi ozel bir cabam yeva arayisim yok, olmayinca da hatirlamiyorum, aklima gelmiyor zaten. Hatta gelenlerin arasinda hoslanmadiklarim ya da cok geride baska bir hayatta kalmislar oluyor, onlari da defediyorum. Ama simdi sen bu "oldugundan fazla" hissetirmelerinden sozedince cuk oturuyor gibi geldi bu tanim/aciklama. Evet yahu oyleler, yaptigim, bana "iyi" gelen seyleri hatirladikca onlar simdiki benin parcasi olmasalar da benim parcamlar gibi geliyor, yani simdiki benden daha fazla bir benmisim gibi hissediyorum.
Bunlari sana degil de kendime yaziyorum sanirim, yoksa sana aciklama gerekmiyor zaten kendi kullandigim terim konusunda:)

Evet bence de akillanmadim ve hangi yonde akillanmam gerektigine karar veremedigim icin ortada bir yerde kaliyorum:)
Ama soyle birsey oldu, bilmem yapar miyiz ama biriktirdigimiz paralari yiyerek dinlenme karari aldik. Artik ne kadar surerse 1-2 yil hatta biraz daha fazla rahat yasariz Turkiye'de. Bunu yapmayi basarabilirsem sanki o "cilgin" seyler bir kenarda degil ortalarda olacak. Ayrica o zamanlar da yaptiklarimizin "cilgin" oldugunu dusunmuyorduk sanirim. Ben zaten coklukla gelecekte yasayan biriyim, cok fena.
Bir de, ne varmis senin hayatinda yahu? Daha dogrusu ne yokmus? Neyse Turkiye'ye donunce daha da guzellesecek zaten; bazi seyler daha kotu olacak ama yine de insanin evi gibisi yok;)

Ve: senin yorumlarin bana cok iyi geliyorlar cinbaligim ya:)