hebel hubel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hebel hubel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağu 2009

clocks

ne guzel bir sarkidir; ne gaza getirici ama ne huzunlu bir melodisi vardir.

23 Ara 2008

yorumlar

Blog ayarlarini yorumlar tiklandiginda postun altinda dogrudan gozukecek sekilde degistirmistim. Amma velakin, son yazilarin hic yorum almamasinin nedeni okuyan kimse olmamasi degilmis; bu salak yeni ayarlar yuzunden bir sekilde yorum birakma penceresini acilamiyormus.
Degistirdim onu; popup yorum penceresine geri dondum. Gonul rahatligiyla istediginiz yorumu birakabilirsiniz;)

22 Haz 2008

yeni yazi

Yeni yazi diyip durdum ama yazacak cok anlamli birseylerim yok be gunluk seylerim var. Hah boylce de gunluk kelime oyunlari bile yaptim. Gecen Cuma uzun zamandan beridir ilk defa disarida yemek yedik ve oncesinde yarim saat "ucuz" dvdlerden film sectik. Ailemizi iflasa suruklemek adina Star Wars 4-5-6'yi aldik(m, daha cok benim gaza gelmemle), ve birkac film daha. Bir de bunu benim yeni ise baslama hediyem olarak yutturdum kendime; zaten sevkilim kocam her zaman al tabii, begeniyorsan, istiyorsan almalisin seklinde yaklasiyor bana sagolsun:) Bu durumda tabii duzensiz orta gelirli bir ailede tutumlu insan olarak yetismis olmam ailemizi iflastan kurtariyor-du; son yillarda daha futursuzca harcamaya basladim. Ama bir yandan da fena para biriktirmiyoruz hani. Zaten hala elli kere dusunuyorum birsey alirken.
Simdi, yeni is demistim evet. 1 Temmuz'da iki yan enstituye tasinacagim:) Ve verecekleri maasla zengin hissediyorum kendimi; nihayet bu kadar okuduktan sonra (yazicam evet bu kadar ne kadarmis: 22 yil. Evet 22 yil okul okumusum ben. oha demek serbest.) birseylere benzeyen bir maasim olacak bir belki arti bir yil kadar. Sonra cok istedigim gibi ulkeme geri donersem gene fakirlesecegim ama olsun.
Bu yeni is, baska bir is, biraz korkutucu bu yuzden. Ve bu gruptan tam da bugune kadar yaptiklarimin meyvelerini daha rahat yiyecekken ayriliyor olmama ragmen ayriliyor olmama seviniyorum. Patronumu sevmiyorum; bazi kisisel ozelliklerini ama en cok bilim "yapisini". Iste bu yuzden guzel yeni is.
Falan falan gunlukcugum.
Bir de film notu duseyim: Little Women'i izlemeyin. Sonlarina kadar iyi, hos bir film ama sonu oyle somurgen ve bence havada bitiyor ki hosnutsuz bir tad birakti bende film. Yani tabii, isterseniz izleyin yahu da ben tavsiye etmiyorum pek.
Seyi izleyebilirsiniz -defalarca, yillarca- Star Wars altilamasini. Ilk baslarda hosuma gitmemisti 1-2-3 cocuklugumun 4-5-6'sindan sonra, ama simdi bir butun olarak guzeller, hatta kendi baslarina da. Her ne kadar pek sevgili Ewan McGregor daha sevgili Obi-Wan Kenobi'nin karizmasini cizmeye calismis olsa da, simdi tekrar izleyince o bile kotu gorunmedi gozume. Bu konudaki (star wars) eksi sozluk entrylerim okunabilir (hepsini okuyun iste kimsem kimim; zaten cok entry yok cidden nedense).
Iyi yayinlar.

15 Nis 2008

huf puf zuf

- Calisamiyorum cunku suan ugrastigim konu hic ilgi cekici degil; sIkIcI, sonucunun calisilan alana onemli birsey katmayacagi simdiden belli birsey. Ama yapmak gerekiyor. Ustune ustluk, baska insanlarin verilerini de degerlendirmem gerekiyor. Buna ek olarak bin tane ufak tefek is var ki hangisine el atsam sIkIcI veya isin icinden cikilmaz geliyor.

- Siskoyum siskosun sisko ve bu konudan biktim. Ama kafamdan atamiyorum.

- Uykum var ve o kadar usengecim ki suan ucaga binip Turkiye'ye gitmeye bile useniyorum. Ama biliyorum bu sadece suanki hissiyatim; gunu gelince bak nasil "ucarak" gidecegim.

- Ne yapmak istedigimi bilmiyorum. Eskiden seceneklerim vardi, simdi sanki hicbiri o kadar ilgi cekici ve siradisi gorunmuyor. Avrupa Yakasi'nin eski bolumlerinden birinde vardi; Sehsu taki tasarlayip yapan bir kizla tanisinca kizla dalga geciyordu; "gunumuzde butun kadinlar yapiyor bunu" seklinde. Evet yahu, butun bu isleri bir dolu insan yapiyor, benim farkim ne? Ahaha; dizide kizin yaniti "ama ben sadece cam boncuk kullaniyorum" idi, ahahaha kabus gibi. Bu el emegi goz nuru islerin sabir gerektirenlerini ben yapamiyorum, dolayisiyla "ne emek var bunda" kismini bile tutturamiyorum. Sadece "bak ne guzel oldu" kismini tutturabilirim, o da cok goreceli. Bari elimdekinden duzgun birsey yapayim diyorum ama nedense (hakkaten nedense) benim payima dusen sIkIcI veya yardimci oyuncu durumlari oluyor.

- Istanbul'da sadece bir gun kalacagimiz ve bu sure icerisinde sevkilim kocam ve buyuk olasilikla kardesimle beraber olacagim icin bu satirlari okuyan sevgili blogdaslarima bulusma teklifi etmekte tereddut sahibiyim.

- Cidden bu sefer - yani Haziran sonunda issiz/burssuz kaldigimda- ne yapacagimi bilmiyorum. Tuhaf.

- Sanki bambaska seyler okuyabilirdim ama okumadim -okul/egitim baglaminda. Sanki bir yandan cok benzesirken insanlarla, bir yandan da cok farkliyim (bunu yuzyillardir biliyorduk ve unutuyor ve hatirliyoruz, ve unutuyor ve hatirliyor..). Sanki -bak bak burnu buyukluge gel- bir suru seyi ben de yapabilirim - "I believe I can fly", yok o kadar degil; mesela acayip problemleri 5 saniyede cozmek falan da degil, yine belli sInIrlari var canim bu "hemen hersey"in. De, bunlarin birine karar verip yapmadikca bu yapabilirlikten hicbirsey olmuyor. Anliyor musun? Hicbir sey. Hic birsey. Hicbirsey.

- SIkIldim evet sIkIldim ama alternatiflerimi kaybettim. Yoksa sIkIldim diye gelip niye burada aglayayim. Taam mi?

- 30 yas nedir? Simdi bu yazdiklarima bakinca 10 sene once yaziyor olduklarimin buyuk olasilikla daha akli basinda durdugunu dusunuyorum. Ve herhangi bir ilerleme kaydediyormusum gibi gelmiyor. Bunun gecici bir durum oldugunu ummaktayim.

- Boyle. Simdilik boyle.

2 Eki 2007

yazasim var

Yazasim var, yazaaasim var.

Bu sabah, nasil oldugunu bilmedigim bir sekilde x 2, Luc Besson yazisini yazarken hep izlemek istedigim ama bir turlu izleyemedigim Atlantis filminden bahsetmeyi unuttugumu farkettim. Hem unutus, hem de farkedisin nasil oldugunu bilmiyorum. Bu ayibi da buradan kapiyim. Hem belki, hatirladigim kadariyla belgeselvari bir deniz(in alti) filmi olan, muzkleri bittabiki Eric Serra'ya ait bir Luc Besson filmi Atlantis'i bulup izlememe de yardimci olur bu hatirlama.

Bu aralar isler yogun, ama daha cok ici bos bir yogunluk; oyle hebele hubele birseyleri yetistirmeye calisiyorum - daha cok teknik veya gorece (bilimsel icerik anlaminda) eften puften ama halledilmesi gereken seyler.

Bizim yasadigimiz bu gavursitan topragi guzide yorenin unlu ekim festivali dolayisiyla carpisan otolara bindim yillar sonra. Cok kisa surdu ama eglenceliydi. Eheh.

Yine Amerikanya illerine basvuru gundemimizde. Bir takim guzel arkadaslar bizi unlu bir universiteye basvuru yapmaya ikna etmekte. Biz ikna oluruz, o kolay da, bakalim o universite ve kurumlari da ikna olacak mi? Zati henuz daha basvuruyu da yapmadik.

Biri benim akademik danismanim olsa bu basvuru islerinde. Research statement denen o 'gelecekte sunlari calisicam, simdi bunlari yapiyorum' yazimi okuyup bi halt cikar mi bundan bi soylese. Hatta bir de calismak icin konu soylese. Aklima hic yapilmayan bisi gelmiyor; sanki butun konulari dunyada bir dolu insan calisiyor. SIkIcI, ya da degil, bilmiyorum; sonucta bilim aslinda bir toplu calisma urunu -aradaki onemli sicramalarin bir kismi da dahil.
Bu beni yine deniz kenarinda bahceli bir evde oturma, cocuk buyutme ve bu onemli isin disinda eften puften isler yaparak 'hayatta ne yapsam guzel olur, buna nasil karar verilir'in yanitini arama hayalleri kurmaya itiyor. Hayatta ne yapacagina karar vermek icin bile aylak zamanlar arayan biriyim. Cok guzel aylak adam olurdu benden ama zaten hayat aylak adamlari girdap misali yutuyor. Onlari yutmasa da sevdiklerini yutuyor - aylak adamlar da boylece yitiyorlar.

Gunlerce durup yaza yaza boyle duragan, sIkIcI, ipe sapa gelmez ve bir yere baglanmayan yazilar yaziyorum. Her isimi kacamak yapiyorum - soyle adam gibi oturup vakit ayirarak degil. Oyle yapabilmek icin de hic gelmeyen aylak zamanlari bekliyorum. Ve her zamanki gibi kendi hakkimdaki saptamalarim burada ve bende oylece duruyor; saptadigim noktalar varolmaya devam ediyor, ben de kendinin farkinda bir kazma olmaya. Kazmaaa! Kazma! Neyse ki efendim demeye dilim varmiyor. Bir umut isigi var demek ki.
Bir daha soyluyorum; farkindalik yaptigimiz eylemleri hakli cikarmaz! Halbuki cok acik birsey bu ama unutmayi ve gormezden gelmeyi seciyoruz biz. Tembellik de butun kotu aliskanliklar gibi cekici ama zararli birsey - yahu.

12 May 2007

kulturel odunluk

Firtina diye bir dizi var KanalD'de. Uzun zaman once yine bahsetmistim. Favori dizimiz; zaten de tek izledigimiz dizi o bizim. Cok guzel, cok eglenceli, bol karakterli, bol olayli, bol esprili, tabii ki icinde ask- hatta asklar olan bir dizi. Basrolde Karadeniz insanlari, ya da senaristin gozunden nasil gorundukleri diyeyim. Oyle insanlarin arasinda yasamak istiyorum; butun kavga gurultu patirtisina ragmen, bazi dizi karakterlerinin butun bencilliklerine, cikarciliklarina, dusuncesizliklerine ragmen. Yine de bir yandan cogu saf, kimisi iyi, icten, durust, hepsi en azindan iyinin yaninda iyi olabilen kisiler.
Bir de esprileri bizim kulturden; "kavgada Sakine 10 kaplan gucunde"! Ya ama ya hakkaten cok guluyoruz.

Iste bu dizide "odun adam" diye bir tanim kullaniyorlar. Hatta gecen gun "odun da degil, orman o" dedi tanimi icad eden;)
Biz de bizim guzide hocaya odun adam dedik. Dun gece de bizim odaya cagirdik bizim calisma arkadaslarini. Daha once de onlarin bir kisminda toplasmistik -yine burada dag basinda- hani birseyler icelim, sohbet edelim mahiyetinde. Iste bu alman odunlari dun gece gecenin bi korune kadar oturmak bir yana, iclerinden birinin kalktigi saat 11.45'den saat 1'e kadar falan uc odun sadece kendi aralarinda ve (aslinda ayni zamanda cunku) almanca konusarak - ki dogruduzgun bilmedigimizi biliyorlar - odamizi isgal ettiler. Derlerdi de inanmazdik. Almanlarda kulturel bir odunluk var, kesin.

12 Nis 2007

gittim gezdim geldim

Gittim amerikanyalara, az biraz gezdim, cok biraz kardesimle hasret giderdim, okyanus gordum, guzel sehir gordum, muze gordum, alisveris yaptim ve geldim. Amerikanya orta Avrupa'dan cok Turkiye'ye benziyor disiplin(sizlik) ve sosyal iletisim acilarindan. Orta Avrupalilar daha soguk ve disiplinli, ABD'lilerde ise disiplin sadece gercekten mecbur olduklari zaman var, ve de buyuk sehir sayisi cok fazla olmadigindan soguk insanlar degil cogu. Bizim gibi de degiller ama yine de; arada birsey sanki.
Tespit (bu arapcadan gelme sozcuklerde hep p/b sorunu yasiyorum ben) olarak yaziyorum: ne alirsam alayim ozellikle rengine karar vermem uzun suruyor. Diyelim ayni urunun iki (ya da daha kotusu daha fazla) ayri rengi var ve bu renkler benim begendigim renkler. Mumkun degil 15-20 dakikadan once karar veremiyorum hangi rengi alacagima. Isin kotusu ikisini birden alsam bu sefer de hergun hangisini kullanacagimi dusunurum ayni zamani harcayarak. Boyle de bi insanim; renklerle bozmusum kafayi.
Ayrica gitmeden evimizi guzellestirmistik: artik evimizin duvarlarinda iki tane van Gogh resminden uretim poster var:) Cumartesi sabah icimdeki deli durtmesiyle gidip cerceve almistim da. Ozellikle ilk iki gun yatakodasi resmine bakip bakip mutlu olduk. Bu posterleri van Gogh muzesini gezdikten sonra muzenin dukkanindan almistim ben, sonra muze disinda satilanlara bakinca diger posterlerin renklerinin ne kadar da gerceginden farkli oldugunu farkettim. Gerci benim aldigim posterlerden biri (almond blossom) yine de resmin aslindan farkli renklere sahip ama napalim diyorum.

24 Oca 2007

himbir humbur

Boyle bir "islerin yuvarlanip gitmesi" sesi ile ifade etmek istedim yazinin basligini ama tam sesin karsiligini bulamadim. Evet isler yuvarlanip gitmekte. Ben yine ayni talihsiz ikilemimle karsi karsiyayim (bu ayri yaziliyo herhalde di mi?) son iki gundur. Insanin 5 ay sonra nerede ve nasil olacaginin belli olmamasi (kimin belli ki - unutarak yasadigimiz icin var medeniyet dedigimiz sey -tek disi kalmis?-sanirim; bir bicimde devamliligimiz oldugunu dusunerek kuruyoruz yasamimizi) garip bir duygu. Ustelik seceneklerinin neler oldugunu tam bilemiyorsun, alakasiz secimler icin ayni anda caba gostermeye dogru gidebiliyor islerin ucu. Bir yerde bir yonu secmesi gerekiyor insanin en azindan cunku 360 derece (haha 365 yaziyodum:) bakinca bi yere kimildayamiyosun. Oysa ki 5 ay sonra ayni yerde calisiyor olmayacaksin.
Bu sefer secim onceligi sevkilim kocamda- da beraber olunacak secimi biz yapsak da sectigimiz bizi sececek mi onu da bilemiyoruz tabii. Zaten zorluk yer degistirmelerde degil, ortak ayarlamalarda. Yok ya, ben anladim, sorun kadinin evde olmasinin erkeginkine gore daha yarali (cocuk) ve daha az sosyal sorunlu (askerlik) olmasinda. Yani asil ayarlamanin odaginda bu iki guzide konu var aciktan veya gizliden. Eee? Bakiyoruz iste oyle, hambir humbur, simdilik.

23 Eki 2006

bik bik

conclusions Hmm, hayir tez daha bitmedi. Zaten buyuk patron da bu hafta yokmus; kendisine gidip bir ara 'ee ben bitirdim artik, hadi yollayayim ben, siz de bi juri toplastirin' demem gerek. Demin bayram seker cikolatasi niyetine gidip sicak cikolata ictim, e kesmedi tabii:) Olsun biz de yilbasi icin ucak biletimizi aldik; mumkunse ben gidince Kurban degil Seker bayramini kutlamak istiyorum; annemlere de bildirdim durumu:) Sonracima, Firtina isimli guzide diziyi kesfettik Kanald'de arzi endam ediyor kendileri; hem eski bolumleri de koyuyolar internete, izledikce izliyosun. Gerci bi salaklasma goruyorum ben gittikce ozellikle kiz tarafinda ama olsun, hos dizi, sevdik biz.
Sonsuz parantezlerden olusan yazilar yazma egilimindeyim bugun; duzgun bisey cikmayacak biliyorum ama yorumlara ve yanda baglanti verdigim guzel sayfalara bakmak icin burayi actigimda ayni yaziyi gormekten sIkIldIm.
Kivrim kivrim kivranmis yaptigindan utanmis diyerek bitirmek istiyorum yaziyi.