Bu aralar - ya da belki de uzun zamandan beri ama ben yeni yeni farkına varıyorum- sanki insanlar ben anlatmadan beni anlayabilirmiş sanıyorum. Benim ne düşündüğüm, ne hissettiğim apaçık ortada sanıyorum. Cümleler kurmama, özenle anlatmama, her bir ayrıntıyı söylememe gerek yok sanıyorum. Neden ve ne ara böyle oldu bilmiyorum. 'Bir'likte olmanın etkisi mi yoksa iyice tembelleştiğimden mi, kendi duygu ve düşüncelerimi çok sıradan görmemden mi bilmiyorum. Ya da hepsi. Oysa düpedüz salaklık bu. Boşvermişlik bir nevi. Nereden bilecek insanlar, başkaları, benim her düşündüğümü, her hissettiğimi? Bunu bilmeleri için ben olmaları gerekir ve ben olmaları için 'o'/'sen' olmamaları. Ben olsalar bile geri o/sen olduklarında nasıl hatırlayacaklar tam olarak, nasıl bilecekler ben olmanın nasıl olduğunu. "What is it like to be a bat?" adında ünlü bir makalesi var Thomas Nagel'in, tam da bu konuyu işleyen. Us/benlik felsefesinde çok meşhur. Ki bu kadar derinlere dalmadan, demem o ki; nereden bilsinler yahu benim duygularımı, düşüncelerimi?* Anlatmam gerek o yüzden, anlatmam gerek.
* Elbet deterministik bir evrende yaşıyorsak ve bütün doğa kanunlarını ve evrenin herhangi bir andaki durumunu bilen birileri yoksa.
21 Şub 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
7 yorum:
bense duygu ve düşncelerimi en kalas şekilde apaçık ortaya koyduğum halde yine de bir türlü anlaşılamamaktan şikayetçiyim doktor bey... anlatsan da bi şey değişmiyo yani, ve sonuçta yol yine anlatmama tercihine çıkıyor sanırım, en azından benim için... ekstra yorgunluk...
Bilmem ki, belki dedigin gibidir Delicim; nasil anlattigin kadar kime anlattigin da onemli herhalde. Kimine ne kadar anlatirsan anlat sonuc degismeyebilir; kimiyse bir sozcugune bakiyordur belki. Bir de empati karsindakini anlamanin asil anahtari ve empati yetenegimiz tecrube ettiklerimizle sInIrli cogunlukla. O yuzden belki bir yandan da yIlmadan anlatmak, yIlmadan dinlemek, okumak, izlemek gerek.
bilmiyorum... bence bi buluşup kahve içerken konuşalım bunları :)
Tamam:) Ben hala uzagim ama Mart'ta bir Ankara ziyaretim var, bitirebilirsem felsefe tezimi savunmak icin; belki o zaman gorusebiliriz;)
uuuuu cidden miii süper :))
Ah be Tavşanım
Bu satırları yıllardır evde seslendiren birisi var. Aynı şeyleri senden de yazılı duymak şaşırtmadı desem:))))
Bunu tamamlayan şey aslında lönk diye içini ters yüz edebilen bir arkadaştır:)))
Demek Mart ha?:) Bir de ailecek penguenlerin hastasıyız biz. Bir de o sarı ağaçlı kupa benim de kendime aldığım tek kupa desem:)
Sardunyam, bizim aramizda kozmik bir bag var diycem valla, butun bilimselligimle baska birsey diyemiyorum:)
Mart evet. 4-5 gunlugune geliyorum bir aksilik cikmazsa, gelir gelmez tez savunmam var ama sonrasinda seninle de bulusmayi basarabiliriz bu sefer gibi duruyor;)
Yorum Gönder