20 Oca 2009

asure (bak simdi canim cekti)

- Bir is yaptim mi hemen sevinip gevseyiveriyorum. Ama bu benim bilinen bir ozelligim; en azindan ben biliyorum ve neyse ki bana maas verenler bilmiyor. Aman ya da ne bileyim, demek ki en azindan ortalama duzeyde hallediyorum isleri ki hala buradayim.
Bu sevgilim kocamla aramizda uzun suredir suregelen bir tartismanin da anahtari: benim kapasitemi kullanmamam; yapabilecegim kadarini yapmamam. Ben bundan cok emin degilim: benim beynimin calisma bicimiyle normal sartlar altinda yapabilecegim bu. Sartlar anormallestiginde, zorlastiginda degil de zorladiginda, ben de kendimi biraz daha zorlayabiliyorum. Ama o tempoyla nereye kadar giderim bilmiyorum; yani o kisa sureli ve seyrek gerceklestirebildigim birsey.
Yine de suna tam karar verebilmis degilim: birkac isi ayni anda goturmeye calistigimda mi daha verimliyim yoksa daha kisa surede bir isi bitirip oburune gectigimde mi?
Gecen konusurken yaz okulunda aldigim derslerde daha iyi bir performans gosterdigimi soyluyordum arkadasima. Ama tabii bunun nedenleri arasinda yazokulunda ders almak durumunda kalmis olmanin verdigi utanc ve sorumluluk da var. Bir de tabii etrafta daha az insan, daha az aktivite, dolayisiyla da daha az dersten dikkati alip baska noktalara kaydiran unsurlardan var. Yine de, yaz okulunun sIkIstIrIlmis yapisinin da benim uzerimde iyi etkileri oldugunu dusunuyorum. Sonucta baska dersler de bir digeri icin dikkat dagitici unsur olabiliyor.
Buradan anlasilacagi uzere dikkati fena daginik bir insanim; roman falan okumuyorsam en uzun yogunlasma surem 5 dakika civari. Bakiniz en uzun dedim.

- Bu konuya binaen, benim hic goz dalmasi denen seyi yasamadigimi farkettim. Gozlerimi biryerlere dikerek alakasiz seyler dusunebiliyorum evet, ama hicbir zaman istedigim halde gozlerimi diktigim noktadan alamama, ya da biri seslendiginde bakislarimi birkac saniyeden once baktigim noktadan cevirememe gibi bir durum yasamadim. Bu neyi gosterir, ya da birsey gosterir mi bilmiyorum. Bana sanki yogunlasmamin ne kadar kolay dagilabildigini gosterir gibi de geldi. Gerci gugila sordum, kucuk cocuklarda sIk gorulen goz dalmasi epilepsinin bir cesidine isaret olabiliyormus. Yani en azindan epilepsi degilmisim onu ogrendim:) :P

- Bu aralar cok mu dusunuyorum, cok mu konusuyorum nedir; nasil olduysa aklimda birkac konu var uzerine birseyler demek istedigim. Zaten gecenlerde 2 saat memleket-dunya-bizler nasil kurtuluruz konulu bir tartisma yaptik. Hukuk mu okusam diye dusundum biran.
Sonra dun de sanat-yaraticilik baglaminda icinden geldigi gibi yapma ile teknik ogrenme-kullanma konusunda konustuk fair arkadasimla. Ben icinden geldigi gibi yanlisiyim fena halde. Digeri bana hile yapmak gibi, yapaylik gibi, kandirma gibi geliyor; sevemiyorum. Hic teknik kullanilmasin, bilinmesin demiyorum; zaten kendi tarzini oturtmus biri kendi teknigini de oturtmus oluyor. Ben sanat-yaraticilik diyemiyorum teknikleri iyi bilip onlari bilincli olarak kullanarak yapilmis bir ise. Daha dogrusu su; teknigin insanin icinden gelenden daha on plana cikmasini yanlis buluyorum.
Dunku konusmada da su ornegi verdim: bir insan iyi fotograf cekmek istiyorsa teknigini ogrenebilir ama bu isle sanat yapmak istiyorsa teknigini bilmek degildir aslolan; hele "bunu bu kurala uydurursam guzel oluyor" hic degildir. Bence elbet. Bence kadrajdan gorduklerinden bir guzellik/acilik bir dokunak cikarmak, yakalamak, yakaladigini yansitmak ya da yaratmaktir fotograf sanati. Ve bunu yaparken insanin aklina bilmemne kuralina uyuyor mu sorusu gelmemelidir.
Belki ben cok safim, ya da olmayan bir safliktan yanayim. Ama yok ya, bence var boyle birsey.

- Butun bunlari yapmakta oldugum bir simulasyonun bitmesini beklerken yaziyorum. Zamani verimli kullanmak diye buna denir! (Elbet "is"le ilgili baska birseyler de yapiyor olabilirdim ama orasini karistirma cocuum. Ayrica ugrastigim seylere is demekten hoslanmiyorum ama ugrastigim seyler demek de cok uzun geliyor.)

- Yeter simcik bu kadar.

4 yorum:

音楽 dedi ki...

kimin blogunda rastladım ismine hatırlamıyorum. yani o kadar uzun zaman geçmiş bir gece yarısı seni okumaya başlayalı. çok beğendim yazdıklarını (sevdim demek istedim ama beğenmek ile sevmek arasındaki farklılığa yüklediğin anlamdan dolayı çekindim, diyemedim).
sevgiler.

tavsan dedi ki...

Merhaba Muzi, hosgeldin:) Yazdiklarin benim icin bir ilk; o yuzden cok sasirdim ve gercekligine inanmakta gucluk cekiyorum:) Sevdiysen hic cekinme soyle; ama anliyorum sanirim bir yandan da; sevmenin samimiyetini karsi tarafin nasil algilayacagindan da cekinebiliyor insan kimi zaman. Cok tesekkur ederim:)
Ben de senin blogunu okumaya basladim, ama kendimi kaptirirsam yapmam gereken isleri yapamam; bu yuzden aksama veya haftasonuna erteliyorum arsivinde gezinmeyi;)

miso dedi ki...

Tavşancım,
Ne kadar sorgulamışsın yahu, hemen koşup aynaya bakasım geldi :)

Seviyorum ben seni, iyisin böyle. Boş ver maksimum verimi filan; geyik onlar, geyik.

marruu

tavsan dedi ki...

Misoo:) Senin karsinda kedi olayim sev beni:) Geyik di mi? Zaten maksimum verimde yasayan var midir? Ama tembel teneke de olmamak gerek canim.