23 Ara 2008

Afrika Kıtası No I: Tanzanya - Bölüm 1

Gidiş veya Cehennem gibi bir başlangıçtan sonra cennete düşüş:

Sabah 3 gibi evden çıktık, gece tramvayını kıl payı kaçırdık ama dert etmeden taksiye bindik tren istasyonuna kadar. Sonra trene binip havaalanına ulaştığımızda saat 4.20 civarıydı. KLM ile Amsterdam üzerinden Kilimanjaro'ya olan uçuşumuzun bagajlarını vermek ve KLM web sitesinin hata verip değiştirmeme izin vermediği AMS-JRO uçuşunun koltuk numaralarını değiştirmek için Air France check-in counterına gittik. Ve cenehhem kısmı burada başladı, uçaktan inene dek azalarak sürdü.
Air France görevlisi burnu büyük (basbayağı arrogant), ukala ve çığırtkan kadın vize gerektiğini söyledi, biz de 'Evet, inince havaalanından alıcaz Kilimanjaro'da' dedik. Kendisinin ve onun etkisiyle diğer Air France çalışanlarının bunu kabul etmemesi sonucu biz uçağın kalkasına 45 dakika kala kağıt imzalayarak ancak Amsterdam'a kadar check-in yapabildik. Bu arada Meltem'i Tanzanya'yı bu ziyaretindeki ilk uykusundan saat sabah 6'da kaldırdık (neyse ki daha önce uyanmış, kitap okuyormuş biz aradığımızda), yardım istemek için. Ki bu yaptığımız en iyi hareket olmuş çünkü kendisinin sonraki iki-üç saat içinde verdiği uğraşlar ve edindiği yazı sayesinde (ki burası ayrı bir hikaye konusu) Amsterdam'a vardığımızda Kilimanjaro için check-in yaptırabildik. Uçaktaki bir takım aksiliklere rağmen (check-in yaparken yaşadığımız sorunları anlatmamıza rağmen bize vere vere yine abuk yerler verdiler, ayrıca koltuğun civarında zıplayarak dolaşan bir örümcek vardı, sonrasında boş olduğu için geçtiğimiz çıkış sırası koltuklarınınsa izlediğimiz filmin ortasında ekran-kumanda sistemi bozuldu, vs.), evet bütün aksiliklere rağmen yolculuk iyi geçti. Sonra uçak Kilimanjaro havaalanına indi, biz de heyecanla en önlerde uçaktan indik. Dışarıya adım atar atmaz, 27 derece anonsundan beklediğim korkutucu sıcağın yerine karşılaştığımız hafif nemli, ılık hava beni sevindirdi. Sonrasında da mis gibi çiçek kokuları.

Tam vize ofisinin önüne vardığımızda evrakları çıkarayım diye düşününce evrakların olduğu çantayı uçakta unuttuğumu farkettim. Evet. Sırt çantamı sevgilim kocama bırakıp bir depar geri uçağa doğru koşmaya başladım. İlk anda bunlar beni terörist sanıp vururlar mı diye düşündüm (evet yolcu indirmekte olan bir uçağa doğru koşarak giden bir insan!) ama 'burası Afrika' diyerek birşey olmayacağına kanaat getirdim. Burası koşan insanarın kıtası. Neyse çantaya sağsalim ulaşıp uçakta doldurduğumuz form ve 50şer dolar karşılığında vizelerimizi kolaycacık alınca ve hemen oracıktaki pasaport kontrol görevlisi adam ona doğru uzattığımız pasaportlarımıza bakmadan 'vize ofisinden mi geliyorsunuz, o zaman geçin' deyince, 'tamam' dedim, 'burası çokça bizim memleket gibi' ve güleryüzlü ve rahat bir ülke. Tanzanya.

Bizi otele götürecek aracı bulmamız ve otele gelmemiz, hepsi sorunsuz ve güzel işledi. Zaten ağaçlar, yeşil ve çiçek, bitki kokuları bizi fazlasıyla mutlu etti havaalanında ve yolda.
Akşam safari ekibimizin bir kısmıyla tanışıp cibinliğin altında bir uyku çektik ve ertesi sabah kahvaltıdan sonra safari ciplerimiz bizi almaya geldi.
Safari firmasına uğrayıp hesabımızı kapattık, döviz bozdurduk ve marketten safari süresince yetecek kadar su aldıktan sonra Tarangire Milli Parkı'na doğru yola çıktık.
Arkası yarın ;)


Faideli bilgiler ansiklopedisi:
Safari firması: Arusha Fortes Safaris
Safaride gezdiğimiz yerler:
Tarangire, Serengeti, Ngorongoro, Manyara gölü
Para birimi:
Tanzanya şilingi (1 usd yaklaşık 1.25 şiling)


Ayrıcaaaa, ben açgözlülük edip sanki yazabilecekmiş gibi bir de gezi blogu yapmaya kalkışmış ve ancak 1 yazı yazabilmiştim. Bu Tanzanya yolculuğunun tamamını yazabilirsem belki zincirlerimi kırarım diyorum.Buyrun, tıklayın.

Ayrıca 2: blog başlığı resmindeki bütün fotoğrafları ben çektim ;)

10 yorum:

miso dedi ki...

Tavşancım, izindeyim. Yaz lütfen, ve çektiğin fotoların hepsini koy. O hayvanlar nedir öyle? Ah canlarım benim.

marruu

tavsan dedi ki...

Eheh misoo, valla ben de tam seni okuyodum. '1 yorum' yazısını görünce de 'ne çabuk' diye hayretlere gark olmuştum. Evet azimliyim bu sefer yazmak konusunda. Fotoğrafların hepsini koymak biraz zor, 2000 taneler:) Ama bolca koymaya çalışacağım. O hayvanlar var yaa, en güzelini sen yazmışsın: valla benim de canlarım be!
Ben de senin sosyoloji dersi olayını kıskandım ama daha çok imrendim ve takdir ettim. Oralara dönebilirsem ben de yapıcam öyle şeyler. Zaten aftan yararlanmak için başvurucam felsefe masterımı bitirmek üzere;)

ycurl dedi ki...

Bi baktim tavsan olmus zurafa, zebra :) ben de merakla bekliyorum gezinizden notlari.

tavsan dedi ki...

Evet ycurlcum, tavsan o guzel hayvanlarla butunlesti:) Yarin Turkiye'ye gidiyorum 10 gunlugune yani yazma isi biraz aksayabilir ama eninde sonunda yazicam.

Köşenin Delisi dedi ki...

ben de istiyorum...afrika ya...şaka mısın tavşan yaaa :)

tavsan dedi ki...

saka gibi di mi? biraz paran ve gorun olunca hersey erisilebilir oluyormus, bunu anladim. az bucuk gezmedim(k) cidden son donemde. afrika, en azindan benim gordugum kadariyla tanzanya ve giyabinda dogu afrika cok guzel bir yer. cok guzel.

pigmelerle.dans.eden dedi ki...

Arusha Vize ofisinde olanlari ben anlatayim bari :)

Davsanim,
ginali guzum,
benim fotograflarin oldugu kucuk hard disk komada, su an recovery makinesine bagli, kurtarmaya calisiyorlar... Inanabiliyor musun??????
Deliriciim!!!!

tavsan dedi ki...

Hee, anlat anlat Meltemcim, en iyi sen biliyorsun keza; sabah 6'da gelen telefon ve sonrasinda bizim icun kosturdugun saatleri. Hiyar burnu buyuk Fransizlar.
Yalniz harddisk olayina inanamiyorum ya. Duzelir bence ama, teknoloci sagolsun elinden bisi kurtulmuyor.

ibeking dedi ki...

biz zürafayı anca hayvanat bahçesinde göre duralım sen kıtayı fethet :)süper..darısı başımıza diyerek diğer seyehatlerini de bekliyoruz tavşan hanımcım..hürmetler

tavsan dedi ki...

Ibekcim, siz de gidersiniz nasilsa; sizde de var bir gezgin ruhu goruyorum ben:) Hatta kocan bir kere bizim sitenin oradan Denizli Ogretmenleri sitesine yuzmeye kalkmisti bir grup arkadasla; becerememisleri o ayri;) Hurmetler benden:)