28 Tem 2008

kipat

Dun degil onceki gun Suskunlar'a basladim. Bu benim okudugum ikinci Ihsan Oktay Anar kitabi. Ilkini yillaar, sanirim bir 11 yil once okumus ve cok begenmistim: Puslu Kitalar Atlasi. Suskunlar cok ovguyle yazildi bloglarda, ben de gecen Turkiye ziyaretimizde aldim. Oyle bekliyordu, ki Endiseli Peri de bahsedince okumaya basladim. Ama, ama birsey oldu, ya da birsey olmadi, isinamadim kitaba. Ucte birini okumus durumdayim, ilk bolum bitti, ikinciye gectim ama beni hala icine almadi kitap. O zaman farkettim ki benim ayni yazarin kitabi olan Puslu Kitalar Atlasi'ni bu kadar begenmemin nedeni sadece anlatimi degil, konusuydu, felsefeye bulasmis, felsefenin soylemlerinden bazilarini alenen konu edinmis olmasiydi -ya da mis, yeniden farkettigim uzere. Sabahattin Ali'nin Icimizdeki Seytan'ini bu denli sevmemin ve onun diger kitaplarini okumakta bu kadar tereddut etmemin nedeni de bu; o kitabin anlatimini sevdim evet ama sadece anlatimini degil icindeki aski ve felsefesini sevdim. Simdi Sabahattin Ali'nin diger kitaplarinda bunlari bulamayacagimi dusunerek/bilerek/sezerek biraz uzak duruyorum. Kuyucakli Yusuf da bir kosede okunmayi bekliyor. Gerci ondan ve Kurk Mantolu Madonna'dan beklentim Icimizdeki Seytan'i bulmak degil ama belki bir ask bulurum umidi var icimde.
Ama mesela konusu ve isleyisi her daim felsefe, toplum elestirisi ve ask barindiran ve bunu yaparken her daim baska birseyler sunan ya da her daim deginemedigine deginen yazarlar da var. Hatta yazarlar var. Oguz Atay gibi. Zaman zaman Bilge Karasu gibi. Ve son kitaplari haric Oruc Aruoba gibi. Aylak Adam'dan baska iki de cocuk masalini okuyup begendigim -ama Anayurt Oteli'ni benzer nedenlerle okumaya cekindigim- Yusuf Atilgan gibi. Hatta alakasiz duracak ama Douglas Adams gibi:) Ya da bu baglamda bilim kurgu, cok bilmiyorum ama bazi kisa hikayeleriyle Isaac Asimov, sadece birincisini okuma sansina eristigim 2001'le Arthur C. Clarke, Aldous Huxley (bir degisle anti-utopya da bir bilimkurgu) ve belki bir kitabini okuyup begendigim Cem Akas. Ve William Blake.
Ben sanirim felsefeye gercekten bir yakinlik besliyorum, bir zamanlar herkesin hayatinda olmasi gerektigini dusundugum gibi gercekten dogallikla var o benim hayatimda. Ozellikle son yillarda cok ihmal etmis olsam da, var.
Ya da elbette, insan kendi dusunus tarzina, bakisina yakin olanlari seciyor en cok. Yeniye ve farkliya acik olmak daha zor. Bu yuzden de olabilir bu secimler. Bir de Marcel Proust okumak istiyorum; sayfalar dolusu betimlemeye sabretmek yerine tadini cikarabilir miyim diye merak ediyorum. Sanirim o zaman farkliya aciklik olacak benim icin; bir de Kemal Tahir okursam. Insan yoruldukca daha tahammulsuz oluyor; her alanda.

2 yorum:

Sardunya dedi ki...

Ben bugün gittim. Aradım. Buldum. Aldım İçimdeki Şeytanı:) Seni andım.

tavsan dedi ki...

Eheh. Iyi iyi; yuz kere yazinca tabii beyin yikiyo insan demek ki:)) Bu kadar bahsedince tabii ne gibi beklentiler yarattim bilmiyorum ama umarim begenirsin.