2 Eki 2007

yazasim var

Yazasim var, yazaaasim var.

Bu sabah, nasil oldugunu bilmedigim bir sekilde x 2, Luc Besson yazisini yazarken hep izlemek istedigim ama bir turlu izleyemedigim Atlantis filminden bahsetmeyi unuttugumu farkettim. Hem unutus, hem de farkedisin nasil oldugunu bilmiyorum. Bu ayibi da buradan kapiyim. Hem belki, hatirladigim kadariyla belgeselvari bir deniz(in alti) filmi olan, muzkleri bittabiki Eric Serra'ya ait bir Luc Besson filmi Atlantis'i bulup izlememe de yardimci olur bu hatirlama.

Bu aralar isler yogun, ama daha cok ici bos bir yogunluk; oyle hebele hubele birseyleri yetistirmeye calisiyorum - daha cok teknik veya gorece (bilimsel icerik anlaminda) eften puften ama halledilmesi gereken seyler.

Bizim yasadigimiz bu gavursitan topragi guzide yorenin unlu ekim festivali dolayisiyla carpisan otolara bindim yillar sonra. Cok kisa surdu ama eglenceliydi. Eheh.

Yine Amerikanya illerine basvuru gundemimizde. Bir takim guzel arkadaslar bizi unlu bir universiteye basvuru yapmaya ikna etmekte. Biz ikna oluruz, o kolay da, bakalim o universite ve kurumlari da ikna olacak mi? Zati henuz daha basvuruyu da yapmadik.

Biri benim akademik danismanim olsa bu basvuru islerinde. Research statement denen o 'gelecekte sunlari calisicam, simdi bunlari yapiyorum' yazimi okuyup bi halt cikar mi bundan bi soylese. Hatta bir de calismak icin konu soylese. Aklima hic yapilmayan bisi gelmiyor; sanki butun konulari dunyada bir dolu insan calisiyor. SIkIcI, ya da degil, bilmiyorum; sonucta bilim aslinda bir toplu calisma urunu -aradaki onemli sicramalarin bir kismi da dahil.
Bu beni yine deniz kenarinda bahceli bir evde oturma, cocuk buyutme ve bu onemli isin disinda eften puften isler yaparak 'hayatta ne yapsam guzel olur, buna nasil karar verilir'in yanitini arama hayalleri kurmaya itiyor. Hayatta ne yapacagina karar vermek icin bile aylak zamanlar arayan biriyim. Cok guzel aylak adam olurdu benden ama zaten hayat aylak adamlari girdap misali yutuyor. Onlari yutmasa da sevdiklerini yutuyor - aylak adamlar da boylece yitiyorlar.

Gunlerce durup yaza yaza boyle duragan, sIkIcI, ipe sapa gelmez ve bir yere baglanmayan yazilar yaziyorum. Her isimi kacamak yapiyorum - soyle adam gibi oturup vakit ayirarak degil. Oyle yapabilmek icin de hic gelmeyen aylak zamanlari bekliyorum. Ve her zamanki gibi kendi hakkimdaki saptamalarim burada ve bende oylece duruyor; saptadigim noktalar varolmaya devam ediyor, ben de kendinin farkinda bir kazma olmaya. Kazmaaa! Kazma! Neyse ki efendim demeye dilim varmiyor. Bir umut isigi var demek ki.
Bir daha soyluyorum; farkindalik yaptigimiz eylemleri hakli cikarmaz! Halbuki cok acik birsey bu ama unutmayi ve gormezden gelmeyi seciyoruz biz. Tembellik de butun kotu aliskanliklar gibi cekici ama zararli birsey - yahu.

Hiç yorum yok: