26 Haz 2007

Gezmek

Ben hep gezmek istedim. Ozellikle lise ve universite yillarimda. Bir karavanim olsun istedim. Dunyanin bircok yerini; ozellikle de baska kulturlere, baska bir dogaya sahip ulkelere gideyim. Sonra sevdigim adami bulunca, aslinda o gezmek istemenin en buyuk sebeplerinden birinin aramak olduguna kanaat getirdim. Bir insan aradagim icin onca yeri gezmek istiyordum aslinda. Ondan sonra o gezme istegi biraz sekil degistirdi. Hala istiyordum ama bu sefer sevgilim kocamla birlikte. Belki bu defa gercekten de baska kulturler, baska bir doga - baska daglar denizler topraklar bitkiler hayvanlar- gormek icin. Dunyaya bir kere de baska bir yerden bakmak icin.

Sonra orta avrupada bir ulkeye geldik bir sureligine. Ondan once benim bir guzel genclik kampi (gsm) maceram vardi Fransa'ya bir guzel arkadasimla birlikte (bu birazdan yazacaklarim arasinda bir istisna- bir ara(!) daha uzun yazarim). Bir de annem ve kardesimle bir Iskocya-Londra gezisi. Buraya geldikten sonraysa akademik dunyanin parasal zenginligi bana baska baska ulkelerde duzenlenen bilimsel toplantilara katilma olanagi sagladi. Italya'nin uc-dort ayri yerini gordum, Izlanda gordum, Santorini gordum Yunanistan'dan, ABD'nin birkac sehrini gordum (bir kismi toplantiya bitistirilmis tatil olarak), Amsterdam'i (ve Eindhoven;) gordum. Ama genelde sadece gordum. Bir toplanti icin gittiginde insan, zaten zamaninin cogunu toplantida ve katilimcilarla beraber geciriyor. Sonrasindaki birkac gun belki birseyleri sezmesine yardimci oluyorsa ne ala; kahvenin kopugunu icince kahvenin tadini almis oluyor muyuz; kahve fali bakmadan/baktirmadan Turk kahvesi nedir bilmis olur muyuz -

Zaten bu noktada o gormek istediklerini - ozellikle kultur kismi- gormek icin orali arkadaslari olmasi gerek; ya da gidip arkadaslar edinmesi, birkac gun olsun onlarla gezip tozmasi, sohbet etmesi gerektigini sezmeye basliyor insan (bak gene karsilastik kendisiyle; zaten pek bi ayni dusunuyoruz canim habire yollarimizin kesismesi cok dogal;). Bir de sevdigim yanimda olmadan gezdigimde genelde ruh gibi dolaniyor oluyorum ortalikta; bulundugum ortamla aramda bir perde varmis gibi; ben aslinda tam olarak orada degilmisim gibi.

Son olarak da Sili ve Arjantin'in bir kismini gordum (ama bu defa sevkilimle beraber). Bu defa daha iyiydi. Benim gezip gormek tanimima daha yakindi. Gerci burada gidilen yerin de payi buyuk; zaten artik bildigimiz avrupa kulturunden farkli, hem bizim hem avrupa ulkelerinin dogasindan farkli seyler gorduk cunku. Sanirim daha da yaklasmanin bir yolu Ispanyolca ogrenip otobuste karsilasip biraz Ingilizce, biraz Ispanyolca cokca da vucut diliyle anlastigimiz Perulu amcalarin memleketine gitmek. Oradan da kitanin kuzeyine dogru soyle bir uzanmak. Diger yol da orada bir projeye katilip orali insanlarla beraber calismak bir iste; ama bizde boyle olanaklar pek yok.
Yine de, ornegin Buenos Aires'i gezerken ilk gun yanimizda orali arkadaslarimiz vardi. Arkadaslarla olmak guzeldi ama hic de oyle buyulu guzel seyler kesfetmedim ben; oyle bir yerde oldugumu da dusunmedim. Tamam, benziyor zaten Arjantin'in orta kisimlari bize; daha fakirimiz ama olsun benzerligin yarattigi bir hayal kirikligi degil de baska birsey o olmayan buyu.
Simdi donup de iGoogle'a koydugum ardalana her baktigimda hissettiklerimle bir kez daha anliyorum bunu.

- devami gelecek

Hiç yorum yok: