Baslik bulayim derken kafam dagiliyor oraya buraya ucuyor dusunceler, asil yazacaklarimdan kopup gidiyorum. Topluluk da mesela bana toplu -kilolu- olmayi hatirlatti nedense;) Neyse ama asil bahsetmek istedigim topluluk, grup ya da komunite cesidinden olan. Bugunlerde - hangi gunler ya, gunler mertebesini geceli cok oldu, bu aylarda bile degil yil mertebesine yaklasti ama neyse diyeyim buna da simdilik- bu gunlukler dunyasinda cok vakit gecirdigimden yeni gunlukler kesfediyorum ilgimi ceken. Bunlari genellikle okudugum baska gunluklerden verilen baglantilarla kesfettigim icin (ya Turkceme dikkat ediyorum, ama hatirlayamiyorum artik Turkce buyuk yaziliyorsa eklerin ustten virgulle ayrilmasi gerekmez mi?) zaten oturmus bir okuyucu toplulugu oluyor bu gunluklerin. Iste tam bu nedenden bende bir tereddut vuku buluyor (ya evet kasiyorum Turkce diye sonra da kulaktan dolma Osmanlicaya gecis yapiyorum). Tereddut yorum yazmakla ilgili. Bazen oluyor, okuduklarim karsisinda yorum yapmak istiyorum bu yeni kesfedilen gunluklerde ama tereddut var ya bu kullanip durdugum guzide sozcuk cikiyor karsima. Diyor ki belki bu gunluk ve okuyuculari kapali bir topluluktur, belki senin hic yoktan zirt diye cikip abuk sabuk atip tutman hos karsilanmayacaktir. Komik di mi, yani biri internete yaziyor, yayinliyor, yorum kismi koyuyor, izin de veriyor hani "anonymous" yorumculara bile, ama ben boyle seyler dusunuyorum. Ama nedensiz degil yani bu dusuncem biliyorum, oluyor surekli okuyucularda yazan kisiyi gormemis olsa bile sahiplenme, yazarda da okuyuculari keza. Bu genel bir kapali topluma kayis cizgisi varsa iste o cizgide birsey herhalde. Yani gunluk olayina has birsey degil. Belki benim kendime guvenimle ve ozele saygimla alakali birseydir. Tabii bu gunluk olayinda "ozel"in tanimi da epey zor birsey ya.
Boyle iste, demin kesfettim bunu, yazayim dedim. Hadi gorusuruz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
7 yorum:
Bence internette olan bir gunlukte ozel kavrami olamaz ki. Eger sifre yoksa sayfada demek ki kisi sayfasinin gorulmesini istiyor demektir. Ben de bazen yorum yazip yollamaktan vazgeciyorum cunku okuyan ile yazan arasinda o soyledigin sahiplenme ve sahiplenilme olayi gerceklesmis. Ama sonra benim aklima su geliyor demek ki herkes birseyler paylasmaya calisiyor ki o yuzden gunlukler artiyor. Neyse anliyorum senin ne demek istedigini de gecen gun aklima geldi ya beni taniyan ve benim hoslanmadigim birileri gunlugu bulup okumaya basladiysa sonra bir rahatsizlik hali olustu ben de. Bu kadar da yorum birakilit diyeceksin sen de haklisin :))
yok ycurl istedigin uzunlukta yorum birakabilirsin - eger son cumlenle kastettigin bu ise. hem ben de epey uzun yorumlar yaziyorum, bilirim:) bu seni taniyan ama senin hoslanmadigin insanlarin seni okuyo olma olasiligi (Turkcenin gozunu seveyim) benim de aklima geldi degisik bir sekliyle bu yukaridaki yaziyi yazarken. ilginc birsey tabii. benim aklima gelen sekli daha da ilginc hatta - bu kisinin takma adli yorumlarla seninle - sen oldugunu bilerek veya bilmeyerek- iletisime gecmesi ve hatta bir sure bunu ikinizin de anlamamasi. serde biraz paranoyaklik olunca boyle seyler ortaya cikabiliyor. evet, kendi yazima da uzun bir yorum yazmayi basardim sonunda:)
bu blog okuma/yazma ozel/kamuya acik meselesi kadar cok tartisilan bir konu daha olmamistir herhalde 'blog camiasi'nda. blogdan bagimsiz olarak tum yazma (en genel anlamiyla, ifade etme) eyleminde dikkate alinmasi gereken sey yazilanin niye yazildigi degil niye okundugudur. yazmak icin milyonlarca sebep gosterilebilir, tipki oyle degil de boyle giyinmek ya da oyle degil de boyle konusmak icin gosterilebilecegi gibi, nihayetinde tamami bir seylerin bir yolla ifadesine variyor cunku.
internet gunlukleri ve ozel yasam ve/veya yasamin ozelliginin ihlali konusu ise cok tartismali hala: birincisi, yazilanlarin dogrulugundan yazan haric kimse emin olamaz, olmak zorunda da olmamalidir bir 'okur' olarak. demem o ki okuru pozisyonunda oldugumuz yazilarda yedigimizin uzumun keyfini surmeli, baginin topragiyla -bagciyla degil- alakali merakimizi kendi tahayyulumuzle susleyip uzumun uzerine yemekte bir beis yok tabii.
ikincisi de blog iceriginin ozel yasama/yasamin ozelligine olan etkisi ki bunu da ancak yazan sahis belirleyebilir. cokca gozledigimiz blog kapatip gitmeye varan olaylar da genellikle yazan kisinin neyi nerede soyleyecegini kestiremedigi durumlarin sonucunda meydana geliyor. bu ornek sadece blog yazanlar icin gecerli degil; yillardir gozledigim baska 'online komunite'ler icinde de bolca cereyan ediyor bu. kaldi ki kimseye niye yaziyorsun diye soramayacagimiza gore niye artik yazmiyorsun ya da blogunu kapatip gidiyorsun diye sorma sansimiz da yok; tamamen kisisel tercihler cunku hepsi.
yazilmislar hakkinda yorum yazarken sanki haricten gazel okuyormussun hissini yaratan sey de bu bence: pek cok insan yazdiklarini 'blog camiasi', 'online komunite' gibi obekler halindeymiscesine (kelimeye gel!) yazdigi icin boyle oluyor (bence). yani demem o ki yazilanlar cogu zaman 'gunluk' sinifindan ziyade cemaat ici pozisyonlara yonelik beyanlar seklinde oldugu icin normaldir bazen yorumlarda o yabancilik hissini yasamak. bu soylediklerim saniyorum dunyanin her yerindeki, her dilden blog yazarlari icin gecerlidir; nihayetinde mekanizmalar pek degismez sanirim.
bu arada turkce kucuk harfle yaziliyor :)
Koray demek benden uzun yorum yazanlar da varmis dedim:) yok ama killik olsun diye veya hosuma gitmedigi icin soylemiyorum, evet uzun oldugu hakkindaki kanima (ama kas kas nereye kadar ya, insan "gercek" sozcugunu kullanmakta da bu kadar tereddut eder mi) bir gondermede bulunmak istedim sadece. yazdigin ilk iki paragrafa katiliyorum buyuk olcude. ama sanirim yorum yazanlarin yorumlarina karsilik vermek de zorlu bir is olabiliyor yasamin "ozel"ligini ayarlarlama baglaminda. bir de karabloktaki 13 Haziran 2006 yazisina takildim ornegin bu konuda.
bu komuniteye beyanlar olayiysa bazen gunluk olarak baslayip o yone kayabiliyor, cunku okuycularla beraber kendiliginden olsabiliyor boyle bir topluluk - anlatmaya calistigim da buydu biraz(sanirim sen de bunu diyorsun). bazen de okurlar, yazari ve sayfasini yazarin kendi benimsediginden daha fazla benimseyebiliyorlar. bu durumda gunluk bile yaziyor olsan yazilan yorumlar ve kurulan iletisim daha baska bir cercevede olabiliyor.
evet bu kadar bilimsel uslupta bir yazidan sonra kapanis vurusumuzu da yapalim:
ben de diyodum sorduk o kadar Turkce buyuk mu yaziliyodu ekleri ustten virgulle ayriliyo muydu felan diye, kimse bisi demedi. neyse sen ciktin dedin kucuk diye. pek bir sevindim, ama dedim bi bakayim bari bir bilgi veriyor olcaz bi yerde yalan olmasin artik. baktim Turk Dil Kurumunun (bu kesme isaretiyle ayrilmiyomus ornegin) sayfasindan, diyor ki Turkce gibi dil ve lehce adlari buyuk harfle baslar ve bu adlara getirilen ekler kesme isaretiyle ayrilmaz.
TDK serzenişli bir yorum yazmaya başlamıştım ki tam, çok uzun olacak kaygısıyla vazgeçtim, bloglamaya karar verdim :)
Ey TDK! Duy sesimi, az önce "bloglamak" dedim.
yorum yazanlarin yorumlarina cevap vermek kismi pek sorunlu. yani "yorumlarima cevap vermiyorsun" diye serzeniste bulunanlarla da karsilasmak mumkun olabiliyor zaman zaman -butun bu topluluk islerinden bagimsiz. fi tarihinde yesil erik'le de konusmustuk (laboratuardan bildirdigim icin link arayamadim simdi) insanlar nasil oluyor da bir topluluk haline geliveriyorlar diye ve orada da 'minimum enerji' meselesine baglamistik konuyu :)
dil isimlerinin cins isim oldugunu beyan etmisti tdk hazretleri bi yerde, bir zaman; ben de ona istinaden kucuk harf dedim ama istisnalar ortada pek kaide birakmamisa benziyor.
minimum enerji iyiymis:) aciklayici da gorundu simdi gozume:)
doli de kizmis zaten tdk'ya epey, yazmis postunu da dedigi gibi. yok yani tdk'nin degisim hizini yakalamak zor!
Yorum Gönder