28 Mar 2010

dun bugun yarın

Bilmiyorum ya tam olarak burayı ne için ve kim için yazdığımı, yine de anlatmam gerek bulgumdan yola çıkarak, buraya da biraz olsun anlatsam.
Son iki yıldır falan daha sık gidiyorum ya Ankara'ya, daha güzel geçiyor oradaki zaman sanki. Bu gidişte de hem bir sürü iş hallettim; dişlerime bir dolu bakım yaptırdım, felsefe masterımı bitirdim -tez tam istediğim gibi olmasa da. Yine de asıl Tahir hocayla uzun zamandan sonra kısa da olsa görüşmek ve onun aslında benim acknowledgements'a yazdıklarımdan mutlu olması; ve onu mutlu etmek yani, ve sonra sanki maaile toplanan büyük bir aileymişiz gibi geçen bir arkadaşlar buluşması -güzeldi desem, tadı damağımda kaldı desem çok klasik olacak; beni yine Ankara'ya gitme isteğiyle dolduruyor, ya da hatta orada yaşama; son yıllarda yaptığı gibi. Yazamıyorum ya; hiç yazamayacağım belki; ben daha çok mimikler, eller kollar insanıyım. İsimler, sözcükler, çağrışımlar ama tam cümleler değil. Tam olan cümlelerim hep çok sıkıcı. Olsun.
Bazı şeylerin, bazı insanların, hayatların internetten izini sürmek ne garip; hayatların kırıntılarına, dönemlerine rastlamak ve umulmadık ortak noktalar bulmak. Bir blogda yazar Tahir hocanın onun hayatını nasıl etkilediğinden bahsetmiş, çok tanıdık geldi, doğru durdu.
Hayat şimdilerde ve sonra daha da güzel olacak sanki.

5 yorum:

endiseliperi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
endiseliperi dedi ki...

tavşancım, ankara hakkında güzel bir söz duyunca, sorunlu çocuğu için bir övgü duymuş anneler gibi seviniyorum:)

hayatının güzel olmasına ve umutlu olmana ne çok sevindim. evet, çok güzel olsun hayatın. sende banner'daki fincanın kırmızısı yok muydu? sarısını da mı aldın?

sevgiler.

tavsan dedi ki...

Peri Peri, guzel Peri. Seni burada gorunce yine pek mutlu oldum. Dun de ben senin blogunda dolanip durdum; Asli'yla bulusmanizi yine kiskandim, Passive'e yazdigin mektuba yorum yazmak istedim ama sonra bilmem neden hicbir sey yazmadan kactim. Sabah bir baktim sen benim gezintimden sonra buralara gelmissin. Ayni sokaklarda karsilasmadan yurumek gibi.

Ankara'yi hemen her gidisimde daha da cirkinlesmis bulsam da seviyorum; hem anilarim var hem de hala yakin arkadaslarim var orada, ODTU var. O yuzden orasi hala bir nevi ev (home) gibi benim icin.

Hayati umutlu kilan bizim bakisimiz genelde; ama bu sefer tasinacak olmamiz yeni planlar yapmamiza, yeni umutlarla bakmamiza neden oldu. O yuzden guzel. Evet, guzel olsun; seninki de; tam baharda bahari yasiyorsun ya simdi icinde de; ne guzel:)

Fincana gelince -fincandasiz ya, ona da cok sevinmistim-, aslinda kirmizisini almak bana daha uygun -her ne kadar kirmizi da cok gosterisli gelse de bazi esyalarda. Ama hayir kirmizisini degil sarisini almistim; ki sari benim cok da kullandigim bir renk degil, ama bu bardakta bahari en canli en guzel o yansitiyordu, bir degisiklik yaptim onu aldim. Taa gecen ilkbahardi sanirim. O zamandan beri ofisimde onu kullaniyorum.

Sevgiler benden de. Gulumseyerek ve kucaklayarak.

miso dedi ki...

tavşancım

ah canım, ankara'ya geldin madem, bir cee deseydin ya :)

Belki bir sonrakine ...

öperim
marruu

tavsan dedi ki...

Miso miso:) Yilbasi donemi haric Ankara'ya gelislerim hep 4-5 gunluk ziyaretler. Bu sefer de felefe tez savunmasi ve dis doktoru (ki dayim oluyor kendisi) arasinda kosturarak gecti. Aslinda ODTU'ye her gelisimde sen de Elif de aklimdaydiniz; karsilassak diye bile dusundum ama. Belki odanizi bilseydim ugrayabilirdim 1 saatligine dahi olsa. Bana email atarsan tavsan1 at gmail'e Haziran basi gibi yine gelicem, o zaman bi denerim;)