Gecenlerde gazetede okumus, buraya da baglantisini koymustum hani bir yazinin. Diyor ki:
... zeki olarak mimlendiği için, başarısız olursa aptal görüneceğini düşünüyor. Bu sebeple de kendisini başarısızlığa uğratacak ve dolayısıyla kendisini aptal gösterecek işlerden kaçıyor.
...
Zekası övülen çocuklarda şöyle bir şey daha görülüyor. Genelde daha az disiplinli oluyor. “Nasıl olsa zekiyim” sendromunun kurbanı oluyorlar.
Zeki olarak mimlenen çocuklar genelde arkadaşlarına ve çevresine “çalışmadan başarılı oldum” imajı vermeye çalışırlar. “Zekiyim, çalışmama gerek yok!”
Bazen bu imajı sürdürmek o kadar önemli oluyor ki zeki imajlarını devam ettirmek, öğrenmekten daha önemli oluyor.
Soru sormakta bile zorlanıyorlar.
...
Yeni bir şey öğrenmek, bilmediğini kabul etmeyi, soru sormayı, deneme-yanılma yapmayı, eksikliğini kabul etmeyi gerektirir. Ama zeki olarak mimlenmiş çocuk bunları yapmaktan kaçıyor.
Bunlarin bir kisminin farkinda olsam ve degistirmeye calissam da, boylesine acik ifade edilmis haliyle ve neden sonuc iliskisi cercevesinde okuyunca iyice aydim. Ne acikli degil mi, insanin zekasi ovuldugu icin dustugu durum. Yazinin sonunda calismayi on plana cikariyor yazar:
Yazinin yayinlandigi gazete, yazarin fotografi ve hakkindaki olumsuz eksisozluk yazilari insanda guven kirici etki yapsa da, kendi yasantimdan biliyorum ki yazilanlar dogru.
Ve bunlari dusunurken sunu da farkettim: calismak aslinda zor birsey ve ogrenilmesi gereken bir disiplin. Odaklanmak, zaman ayirmak, planli olmak, calisacagin konuya nasil yaklasacagini; calismaya nereden baslayip nasil devam edecegini bilmek gerek. Ve bunlar kolay seyler degil; buyuk olasilikla zaman icerisinde edinilen, calismanin bir disiplin haline gelmesi ile olacak seyler. O yuzden erken yasta baslamak gerek.
Ben ilkokuldayken (sanirim 5. sinifa kadar falan) haftasonu odevlerimi Cuma gunu eve gelince bitirirdim, ki haftasonu rahat edeyim. Sonra, nasil oldugunu bilmiyorum, bu yaklasimim tamamen ucup gitti ve yerini son dakikaciliga birakti. Belki odevlerin artik Cuma aksami bir saatte bitirilemeyecek kadar cok olmasindan kaynaklaniyordur. Ama bu Cumadan haftasonu odevini yapmak bile belirttigim calisma disiplinine tekabul etmiyor. Cunku bu sadece verili odevi yapmak; birsey ogrenmeye calismak yerine biran once odevi bitirip hayata (veya tembellige) kosmak. Yani buyuk ihtimalle benim calisma disiplinim hic olmamis.
Simdi simdi, ozellikle de universiteden mezun olduktan sonra, edinmeye calisiyorum.
Bir seyi daha farkettirdi bana zekasi ovulen cocuklarla ilgili o yazi. Benim dogal olana karsi olan begenimin, dogali ovmemin bir nedeninin de aslinda bu olabilecegini. Yani aslinda dogali overken asil soylemeye calistigim, calisarak, belirli yontemler izlenerek yapilan islerle rekabete girmekten kacindigim. Elbet her konuda boyle degil; bazi konularda gercekten dogal olani daha cok begeniyorum ve daha guzel, daha degerli (konusuna gore daha uyumlu, daha saglikli) oldugunu dusunuyorum. Ama sanirim yazi ve fotograf konusunda is bu kadar basit degil. Hatta belki dis gorunuste bile.
Bazi islerin matematiksel kismindan fazlasina ihtiyaci var guzel olabilmek icin, ama bazi islerin de belki guzelligi o tam uyumu/guzelligi yakalayacak matematiksel formulu bulmakta.
Ozetliyim de unutan olmasin: Zeki olmak gerekmiyor, caliskan olmak gerekiyor insanin istediklerini elde edebilmesi icin. Ve dogallik her zaman en iyi olan degil.
2 Eki 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
Valla ben de bu sozlerin altina imza atardim...eksi sozlugun iyi birsey demesi gerekmiyor bunun icin...Pekcok pedagog da soyler bunu..benim oglum 4 yasinda ve ben de bu yaklasimi uygulamaya calisiyorum elimden geldigince..Tabii klasik yontemlerle cocuk yetistirenler, anneanne, babaanne vs, maalesef bunu cok desteklemese de en azından ben deniyorum. Bir de zeka dedigimiz sey ne kadar olculebilir ve neyin zekasidir...Yani matematik konusunda iyidir cocuk ama sosyal isikilerde beterdir mesela...eeeee nerde kaldi bunun zekasi bu durumda?
Bak baaak, ales öncesi miso'ya gaz mı bu yazı şincik?
Ver gazı, coştur kazı!
heheyyt, çalıştım, alacam yeterli notu :))
marruu
Fundy haklisin, hem zekanin tanimi goreli; goreli olmasa(ydi) bile hayattaki yeri goreli. Elbet senin kadar hassas yaklasmayan yakinlar konusu zor bir konu ama anne-babanin etkisi daha fazladir diye umuyorum.
Misocum, sinavin olmus bitmis ben anca yaziyorum. Gaz verdiyse, ise yaradiysa ne guzel:)
Ve yorumunu silen guzel okur; yorumunuz emailime de gonderildigi icin okumus bulundum. Niye sildiginizi bilmedigim icin kullanici adinizi da yazmiyorum.
Rekabet benim icin gorunur bir sorun degil ama gizli bir sorun olabilir tabii; oneriniz icin tesekkur ederim; bir ara bakarim Ozgur Bolat'in rekabetle ilgili yazisina.
Cocuk mevzuu her zaman icin zor bir mevzuu, ama bir yandan da oyle guzel ki, guzellikleri zorluklarini bastiriyormus gibi geliyor bana uzaktan. Hayatta da oyle. Dolayisiyla ne kadar kotu etkilere, yanlis yonelimlere maruz kalsak da onlari dengeleyebilecek iyi etkiler oldugu surece hayattan zevk alabildigimiz surece ve yapip ettiklerimizin, olan bitenin farkina varmaya caba gosteridigimiz surece bu dunyaya cocuk getirmek de kotu gorunmuyor bana.
Yorum Gönder