hep ayni seyleri yaziyor olacagim ama varsin olsun. bir romani, bir kitabi okurken gozunden yaslar gelmesi nasil birseydir? bir kitabin, kitaplarin yazarinin olmus olduguna bu denli hayiflanmak, uzulmek, onun mutsuzluguna, acisina, belki yeterince anlasilmamis, yeterince takdir gormemis olmasina en cok da oyle dusunmus, hissetmis olmasina uzulmek? bir kitabin kahramanlariyla kendini bu kadar ozdeslestirmek; her kahramadan parcalar almak toplamak? hem bu denli keyifle, zekanin urunune, hicve ve super esprilere (evet boylesi pop bir tanima dahi uyan) sesli kahkahalar atarken hem de boylesi bir huzne kapilabilmek? surekli dusunmek, bahsedilenlere kafa yormak bir yandan da?
bir kitabi neredeyse 12 yil sonra ikinci kez okudugunuzda bile bu denli etkilenmek, bu denli yogunlukla, ozlemle, sevgiyle okumak nasil birsey?
bazi insanlar birbirine cok benziyor, digerlerinden daha cok. bazen bazi yonleri, bazi dusunusleri, gorusleri cok benziyor sadece; ama oyle cok ki bu onlari birarada tutmaya yeter. ve boyle insanlardan ikiden fazla var; iki en ozeli, cogu dostlar cemberi, ya da kisinin disbukey/icbukey aynalardan yansimalari.
ve evet ben tutunamayanlar'i yazmis olmak isterdim. altina imzami atarim.
okumaga donelim.
11 May 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder