Sonra biraz daha izledik. Izledikce izleyesi gelebiliyor insanin, ABD'lilerde bir macera tutkusu var herhalde filmlerine sokup duruyorlar. Keza Lost cok Amerikan. Dizide insanlar gecirdikleri ucak kazasi yuzunden bir adaya dusuyorlar. Adada yok yok, super gizemli, ama nedense kimse bunu disindan sorgulamiyor, e icinden sorguladiklarini da biz seyirci bilemiyor haliyle. Pek merak sahibi degiller yani. Dizideki neredeyse butun kadinlar 34 beden ve ya super fit; kasli ya da manken gibi bir vucuda sahipler. Erkekler de keza hep kasli, ucgence vucutlu. Kilo ayrimi yapmiyoruz demek icin de diziye koyduklari insan morbid obez tanimina rahatca uyan kiloda bir genc. Gobekli ve 42 ve ustu beden olmasina izin verilen iki insanin yasi da 55-60 ustu. Zaten kimsenin saci uzamiyor, herkes tirasli (gerci hak yemeyeyim bir sahnede iclerinden birini tras olurken gosterdiler).
Bir de adadakilerin "the others" dedikleri otekiler var. Bu da herhalde Amerikalilarin oteki'ne, yani kendinden olmayana, kendi cevresinden, kulturunden olmayana bakisini anlatiyor, ne yazik ki. Otekiler dizinin ilk iki sezonunda insanustu bir guce sahipmis gibi dovusebilen, iz birakmadan yuruyen, ormanda fisiltilari duyulan ve acimadan insan olduren psikopatlar bu otekiler. Ucuncu sezona geldik, otekiler normal zamanlarda siradan insanin yasayisina sahip ama ayni zamanda acimadan adam olduren psikopat insanlarmis dedi dizi bize.
Evet ucuncu sezonun ortalarina kadar izledik. Ozellikle ikinci sezonun ortasina kadar dizi benim icin izlemesem de olur birseydi. Simdi biraz daha ilginc. Okan yazmisti bir ara spoiler uyarisi vererek, Tesla ve elektromanyetizmle baglantisi hakkinda. Iste o yuzden ilginc. Bir de birkac karakter var hosuma giden; dizinin en akli basinda ve iyi adami Jack ve acilamadigi icin kavusamadigi Kate ve yeni "oteki" Juliette, brother Desmond ve onu nerede olsa bulabilecek sevgilisi Penny ve psikopat mi yoksa siradan bir adam mi oldugu anlasilmayan John Lock. Evet aski seviyorum. Evet fizigi de seviyorum. Zaten Okan'in o yazisina denk gelmemis olsaydim genelde merak icinde birakarak biten bolumlerine ragmen diziyi bu noktaya kadar izlemezdim. Simdiyse gercekten merak ediyorum, Desmond ve Penny'yi, Penny'nin askini ve azmini, Desmond'in inancini, Jack'in iyi adam kalip ask yasayip yasamayacagini (zaten o kadar bolum izleyince karakterlerle bag kuruyor insan). Ve elbette o elektromanyetik dalavereyi ve adanin sirlarini, ama bilimsel temellerinin saglam olmayacagini bildigimden onlar bu kadar on planda degil sanirim.
Izlememis olan varsa izlemese de olur. Ben ucuncu sezonu bitirince soylerim bi numara cikiyo mu diye; cikiyorsa direk hatirlatmalari izleyip ucuncu sezona ziplarsiniz. Yoksa gereksiz bir dizi. Gerci gerekli dizi diye birsey var mi? Vaaaar, Oz var mesela HBO'nun, bir zamanlar Cine 5'te sifrsiz yayinlanan muhtesem dizi. Kuzeyde bir yer/Northern Exposure var. Onlari da baska bir zaman uzun uzun yad ederim artik. Zaten Palukum bana NE'nin cdlerini vercek:)
2 yorum:
Nasııl? Tesla ile ilgisi mi var Lost un? Aaa.. Ben onu 2. sezonun sonlarına doğru sıkılıp bıraktım.. "Eyhh yeter" şeklinde ama şimdi Tesla filan dedin ilgimi çektin yaa.. Hay Allah yaa..
Bu arada Kuzeyde bir yer var ya, offff bir diziye aşık olacak olsam bu dizi o olurdu. Tereddütsüz. Evlenirdim bile onunla..
Taliscim baglantiyi ben kurmadim aslinda Tekmetokat'in yalancisiyim, ama valla oyle elektromanyetik alanla ilgili birseyler ortaya cikiyor dizide ve cok ipucu noktasinda kayiplikla alakali bir sekilde. Ama cok da acayip bir temellendirmeyle cikacaklarini sanmiyorum yine de; ben dedeigim gibi daha cok ask icin izler oldum diziyi:)
Evet evet Kuzeyde Bir Yer oyle bir diziydi, evimizdi bizim:)
Yorum Gönder