11 Ağu 2007

dünya

Okudum, baktım, yutkundum, düşündüm, gözlerim yaşardı ama ağlamadım; ağlasam rahatlarmışım, unuturmuşum gibi geldi; ağlamadım.
Yine de ne desem boş, ne desem yarım, yetersiz kalacak.
Geri dönüp baktığımda bütün yazdıklarım da öyle.

Nasıl olabilir, ne yapılabilir diye düşünüyorum? Aklıma sadece bireysel çözümler geliyor. Her acı çeken bir kişi olduğuna göre, birkaç kişiye dahi birşeyler yapmaya çalışmak, bu çabayı ömürlerce sürdürmek.
Ama anlamıyorum, yetemiyorum, durduramıyorum; ne kadar körmüşüz biz; ben ve bütün o acıları çektirenler, çekilenleri görmeyenler, görüp de unutanlar.

Yine de deneyeceğim.

Düşüneceğim, çalışacağım, deneyeceğim.
Farkındalık hiç peşimi bırakmasın.

5 yorum:

doli incapax dedi ki...

"Farkındalık hiç peşimi bırakmasın."

Ben korkuyorum bundan biliyor musun, denk geldiysen biliyorsundur gerçi hayati tezim "cehalet mutluluktur" benim. Cesursun ne diyim, çok cesursun.

tavsan dedi ki...

Cesur olmaya calisiyorum doli, cesur olmak icin kendimi gaza getirmem gerekiyor. Ama farkindaligin bir adim otesi de var; iyi olmak. Hem farkinda hem iyi olmak zor bence asil.
Sizin meslekte hem farkinda hem mutlu olmaksa en zoru cunku her daim farkindaliga zorluyor seni davalar. Doli incapax olmak -bu cumledeki her anlamiyla- kolay degil. Bu meslegi secerek asil cesaret gosteren sensin;)

doli incapax dedi ki...

Bilmem ki öyle mi dersin, belki de koşul küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmek -ve bizlerin durumunda- büronun kapısını kapadığın an mesleki "farkındalıkları" kapının ardında bırakmak. Avukat arkadaşlarımla sohbetlerimizde de hep aynını telkin ediyoruz birbirimize, bazen çaresizce, "işini ve özel hayatını keskin bir çizgiyle ayır. işin hayatın değildir, iş sadece iştir." diye. bilemiyorum öğrenebilecek miyiz...
bu koşullarla herkesin gaza ihtiyacı var sanırım :)

Ms. Parilda dedi ki...

Yetmemek en büyük sorun gibi üzerime yığılıyor benim bazen. Ne yapsam ne okusam ne düşünsem yetemediğimi düşünüyorum çok zaman ve sinirleniyorum.

tavsan dedi ki...

Doli, o farkindalikla cokmemek arasindaki cizgi o kadar ince ki; o yuzden sizin o telkinlerinizi anlayabiliyorum. Dozunu ayarlamayi bilmeyen ayi olabiliyor ama hic telkinsiz de Tugce'nin dedigi yetememenin cokuntu haline sokuyor insani.
Tugce, o yetememe hissi bizi korukledigi surece guzel ama cokuntuye ugrattirmamak, kendini teslim etmemek gerekiyor o hisse.

Ben de bunlari yaziyorum ama korkarim neredeyse hep lafta kaliyor. Soyle(n)mek kolay ne de olsa..