15 Oca 2007

hayat memat oyle yolda giderken

Uzun baslik koyasim gelmis. Anlatasim da var neyi anlatacagimi bilmeden. Acip acip okuyorum yine diger gunlukleri; dondum ya geri gavur illerine. Benim yerime de yaziyorlarmis gibi geliyor bazen, icimdeki o durtu sakinliyor, oturuyor bir yere. Ama yeri neresi bilmeyince rahat duramiyor, yine durtuyor cikiyor ortaya. Bence benim yazilarim ilk paragrafi atlanarfak okunmali (ee, tamam, bazilari tek paragraf oluyor; onlarda da ilk cumle atlanabilir;), ne de olsa bir bicimde konuya dogrudan girmeyi beceremiyorum. Hangi konu, nasil dogrudan diye sorabilirsin; keza ben de bilmiyorum, o yuzden yapamiyormusum. Kafasi karisanlar buraya, digerleri devam edebilir; ondekileri itmeyelim.
Bir arkadasima Gocmus Kediler Bahcesi'nin ingilizce cevirisini (pardon Ingilizce yaziliyodu o di mi; TDK'dan bakmistik o kadar-) aldim. Gerci arkadasim Ispanyol, ve ben Bilge Karasu'nun Turkcesini begenirim dolayisiyla cevirisindeki hava nasildir, hele anadili Ingilizce olmayan biri icin nasildir bilmiyorum ama yine de tam olarak bu kitabi almayi geciriyordum aklimdan ve bulunca mutlu oldum. ( Bu arkadasimin babasi da ona noel hediyesi olarak Kara Kitap'i almis; okumadim ama methini duymustum. Zaten bir gun nobelli bu yazarimizi okursam herhalde o kitabini okurum.) Gocmus Kediler Bahcesi benim en sevdigim kitaplardan biri. Universitedeyken okumustum; yeniden okumak istiyorum bir ara. Boyle dusununce 9-10 yil olmus okuyali. Cok korkutucu - universitedeyken bi vakitler o kadar onceye tekabul ediyor artik. Ama ogrencilik hayati bir sekilde devam edince insanin "state"i (ruh hali diyecegim) bir yerde donuyor, yillar gecse de, yeni ogrenciler kendi gibi olmasa da o sekilde algilamaya devam ediyor. Simdi ogrencilik de bitti. Gerci henuz algilamadim hala tam olarak; ne de olsa ayni yerdeyim, ayni projelere devam ediyorum - ama yakinda kokusu cikacak bunun sayin Yakari; bakiniz dumani tutmekte yavastan.
Kafam toplanmiyor. Ben aslinda baska seyler anlatmak istiyorum diyorum - pek klise durdu ama napiyim. Acilarin cocuguyla bir yakinlik hissi icindeyim. Bunlar da gececek; gecici bir durum bu diye dusundugumuz seyler aslinda hayatin ta kendisiymis hissiyati da geldi; buyur ettim kendisini, beraber oturup bu duruma bir cozum ariyoruz. Ama once cay demlenecek, sohbet koyulasacak tabii; yani biraz daha zamani var. Zaten ben ona bir cay icirip yollamaya kalksam da kendisi oz itibariyle yatili misafir. Simdi arkadasim, bu durumda benim kullanacagim nitelemeyi pek sevmesem de bir hayat felsefesi olarak nitelenebilecek bir gorusum, bakis acim var: heyhat ne zaman gocup gidecegimiz ("yok" olacagimiz) belli degil; o zaman niye tamamen gelecegi dusunerek yasayayim; gelecek iyi olsun diye kendimi harab edeyim. Bunu bir tek cocugum olursa onun icin yaparim. Cunku ona gelecegini borcluyum.
Yalniz, bu bakis acisi sevgilim kocam Tornetci'ninkiyle celismekte bi miktar - cocuk degil de diger kismi. Eee, simdi bu konu uzunmus. Kafamda bir yere de baglanmiyor. Yani sonucta ben donup dolasip ayni yerlere tosluyorum. Ama sanirim cogu kimse boyle. Yuvarlanmaya bir basladi bi insan, durmasi zor oluyor. Bak ama bu "gelecekten cok simdi icin" bakis acisiyla simdi yasanan durumlari gecici sayip gecmesini beklemek celisen bakis acilari sayin Tavsan; dikkatinizi cekerim. Yani sen yat, olaylar olsun, istemediklerinin gecmesini bekle; eee nereye yasiyorsun; bunun adi yuvarlanmadir dikkatini cekerim; yasamak bilinc gerektiren bir sey kisi icin; keza kendi varolusunun farkina varmasiyla butunlesik.
Ipucu veriyorum: yazim tarzimdan bugun hangi gunlukleri okudugum bilgisine ulasmak mumkundur; tamamen olmasa bile var iste inkar etmenin geregi yok.
Guzellikler dileyerek gecmesini istedigim durumun cabuk ve iyi gecmesi icin caba gostermeye gidiyorum.

Hiç yorum yok: